Yer mi yemez mi bilemem ama, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in, bakanlığın bütçe görüşmeleri sırasında sodyum siyanürü savunması üzerine Çanakkale’deki çevreciler, Güler’e noter önünde yarım çay kaşığı siyanür yemesi için çağrıda bulunmuşlar…

 Geçenlerde Cumhuriyet gazetesinde Mehmet Çelen imzalı bu haberi okuyunca aklıma Çernobil faciasından sonra dönemin bakanı Cahit Aral’ın halkın gözünün içine baka baka radyasyonlu çayı içmesi geldi…  Ne güzel höpürdetiyordu çayı içerken, bir yandan da “Çay içmek faydalıdır, çayımızda radyasyon yoktur” da diyordu… Bölge halkı da “Eh ne de olsa adam bakan, büyük adam. Bir bildiği vardır, yalan söylemez ya” deyip onun bu süslü laflarına kanıp yıllarca o radyasyonlu çayları hüplete hüplete içtiler, afiyet olsun, olmasına da… Sonuç malum… Gencecik insanlar şimdilerde kanser illeti yüzünden sapır sapır dökülüyor Karadeniz’de… İşte acı olan bu… İnsan nasıl kızıyor böyle yalan sözlere, eylemlere…  Öyle çok uzaklara gitmeye gerek yok, bizim meşhur Enerji bakanımız Güler, bütçe görüşmeleri sırasında, başta Kaz Dağları olmak üzere Türkiye’nin yeraltındaki altın rezervlerini gün yüzüne çıkarmada, sodyum siyanür kullanmanın hiçbir tehlikesi olmadığını savunmuştu ya…  Sen misin savunan… Çanakkale Çevre Yürütme Platformu Sözcüsü Hicri Nalbant da bakana bu sözlerini hatırlatarak; “Fazla söze gerek yok. Geçmişte Çernobil faciasından sonra dönemin bakanının radyasyonlu çayı içtiği gibi, sayın bakan Güler’i de noter önünde sodyum siyanür yemeye davet ediyoruz. Üstelik bir bardak hacminde değil, sayın bakan sadece yarım çay kaşığı sodyum siyanür yesin yeter” demiş… Ben şimdi bakanın bu sodyum siyanürü nasıl yiyeceğini merak ediyorum… Acaba yer mi, yemez mi? Yoksa sözlerinin bir adım önüne geçip, “Ben öyle söylemek istememiştim, sözlerim çarpıtılıyor” der mi? Altın madeni çıkarmada kullanılan hidrojen siyanür kadar, sodyum siyanürün de öldürücü etkisi bulunduğunu,  Uşak Eşme’de olduğu gibi Kaz Dağları’nda da sodyum siyanür kullanılması halinde binlerce insanın yaşamının riske gireceğini bilmeyen yoktur sanırım… Üstelik TÜBİTAK gibi ciddi bir kuruluşta görev almış Bakan Güler’in siyanür konusunda yeterli bilgiye sahip olmaması ise büyük bir talihsizliktir… Hadi Sayın Bakanım, var mısınız, hazır mısınız sodyum siyanür yemeye?.. Bekliyoruz bu eyleminizi de…