Yolda, geliyor, geldi gelecek derken, Melen Suyu’nun İstanbul’a gelmesine dört gün kalmış deniyor…Oysa daha önce 20 Ekim 16.59 olarak ayarlanmıştı bu suyun İstanbul’a veriliş tarihi…

Şimdi de pazar günü yapılacak referandumun ’seçim yasakları’ nedeniyle bir başka tarihe ertelendiğini açıklamış Sayın Belediye Başkanımız…

Demek ki bir değişiklik olmazsa, 4 gün sonra yani ayın 22’si Pazartesi gününden sonra çeşmelerimizden Melen Suyu da akacak…

Akacak akmasına da…

Beni düşündüren husus şu…

Uzmanların açıkladığına göre bu gelen su, evsel ve atık suyla kirletilmiş…

İstanbul’a 2040 yılına kadar su sıkıntısı yaşatmayacak bu suyun kirlenmiş olarak gelmesinin insan sağlığı üzerinde etkisi var kuşkusuz…

Bunun önlemini de daha sonra alacaklarmış ne hikmetse?..

Yani önce kirli suyu içirecekler, sonra da bir hal yoluna bakacaklar…

Düzce’den gelen Melen Suyu’ndaki kirliliğin önüne geçilmesi için Kaynaşlı, Cumayeri ve Yığlıca ilçelerinde 3 adet arıtma tesisi yapılması da öngörülüyormuş.

Düzce Belediye Başkanı Mehmet Keleş, Melen Suyu’nu kirli haliyle İstanbul’a taşınmasının İstanbul’a bir faydası olmayacağını söyleyerek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin elini taşın altına sokması ve mevcut kredi içerisinden pay ayırarak bu havzaların korunması ile ilgili bir çalışma da yapılması gerektiğini düşünüyormuş…

Yani Düzce Belediye Başkanı kısaca diyor ki; “Biz bu Melen suyunu kirlenmekten koruyamıyoruz, siz de elinizi cebinize atın ve suyun temiz olarak İstanbul’a gelmesini sağlayın…”

İstanbullu olarak bizler de seviniyorduk. Ne güzel, suyumuz hiç kesilmeyecek, çeşmelerimiz hiç tıslamayacak temiz ve güzel suyu afiyetle içeceğiz hayaliyle avunuyorduk…

Ancak İTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzzet Öztürk’ün açıklamaları bu hayalimi suya düşürdü…

Sayın İzzet Öztürk demiş ki; “Melen’in suyuna sadece kanalizasyon değil sanayi artıkları da karışıyor. Maalesef bu durumun sonradan farkına varıldı. Ve buna yönelik bir master plan hazırlandı ama bir gecikme söz konusu. Bu suyun doğrudan içilmemesi gerekiyor. İçinde hastalık yapan mikropların olduğunu biliyoruz. Bu yüzden suyun arıtmadan alınması riskli…”

Bir Profesör bu açıklamalarda bulunuyorsa, siz düşünün gerisini…

6 sene önce başlanan bu projede bunların akılları neredeydi acaba? Neden arıtma tesislerini zamanında yapmadılar???

İstanbul’un yollarına harcayacak trilyonları buldular da neden bu arıtma tesisleri için trilyonları harcamadılar…

Su Istanbul’a gelince mi akılları başlarına geldi?

O kirli Melen Suyu çeşmelerimizden akmaya başladığında ne olacak?

Ben o bölgelerin insanların evsel kirli atıklı sularından ve sanayi atıklı sularından içmek ve kullanmak istemiyorum…

Bunu bir İstanbullu vatandaş olarak söylüyorum… Benim sağlığımla oynamaya kimsenin hakkının olmadığını düşünüyorum…

Sağlıklı yaşam hepimizin hakkı… Acaba çok şey mi istiyorum…