Dün gece erkenden yattım…

Bu sabah da keyif yaptım bu saatlere kadar…

Bugün hiç yazı yazasım da yoktu…

Ancak öyle güzel yazı okudum ki Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil’den…

Tetiklendim…

Diyor ki Yılmaz Üstat: “Türkiye’yi ne bor, ne toryum kurtarır”…

Türkiye’yi ancak “kömür” kurtarır…

Türkiye’deki 17 milyon hanenin 8 milyon hanesine kömür verdin mi, iş tamam…

Dünyanın hiçbir yerinde kömür vererek milletvekili olunmaz diyor ağabeyim yani…

Ancak burası Türkiye… Türkiye’de “kömür ve nevale” ver, anında milletvekilisin diyor…

Evet sizde biliyorsunuz işte…

Eskiden müritler şeyhlerini gözlerinde o kadar büyütürlerdi ki, onun hiç olmadığı halde varmış gibi üstün yanlarını gösterirlerdi ki, bu duruma belli bir süre sonra hem kendileri hem de Şeyhleri bile inanırdı…

Şeyhler asla uçmaz ama müritleri onu bir anda uçururlardı…

Şimdilerde şeyhler uçmak için “kömür” mucizesini kullanıyor…

Bir torba kömürle şeyhler uçuyor güzide memleketimin semalarında…

Onun için bu hükümet kömür yataklarındaki muammalı ve hummalı çalışmalarına devam ediyor… Krediler, teşvikler çıkartıyor yeni yatakların bulunması için…

Dua etsinler de bu yataklardaki kömürler hiç bitmesin…

Yoksa alimallah gelecek seçimlerde dağıtacak ne kömür bulurlar, ne de uçurtulacak şeyh bulurlar…

Yılmaz ağabeyim gibi kapatayım ben de yazımın sonunu…

Ama bir farkla…

Onun yazamadığını ben tamamlayayım…

“Kömürler yandı bitti kül oldu… Bor’un pazarı da geçti gitti… Artık sür şeyhleri ABD’ye”…

Farkında olanlar, farkında olmayanlara bu konuyu bol bol anlatır artık… Çünki Türkiye’ye; ne uçandan, ne kaçandan, ne de lağımdaki sıçandan fayda gelmez